Archive

Please reload

Tags

Please reload

ARALIK 2016 - Female Dergisi FÜSUN BİROL Röportajı

August 22, 2016

1. Mühendislikten modelliğe oldukça ilginç bir geçiş hikayen var. Peki, bu hikayeyi bir de senden dinlemek istesek…

 

2013 baharıydı, İstanbul'da Marmaray Tüp Geçit Projesi kapsamında Japon inşaat firmasında çalışıyordum. Doğayı ve bilimi sevdiğim için jeoloji mühendisliği okumuştum ancak sevdiğim her şeyden çok uzakta, Sirkeci İstasyonu'nun inşaatında; taşeron işçilerin ördüğü demir, yağladığı kalıp ve kalıp içine doldurdukları betonun projeye uygunluğundan sorumluydum. Depresyonun kıyısında dolaştığım günlerden birinde, öğlen yemek paydosunda şantiyemin kapısından çıkıp yolun karşısına geçtim. Birisi üzerine yapışmış beton parçaları nedeniyle turuncu olduğu zor anlaşılan iş montumun üzerinden kolumu tutuverdi. O el Hollandalı moda fotoğrafçısı Jerry Stolwijk'e aitti ve diğer eliyle kartvizitini uzatıp uluslararası top model olmak isteyip istemeyeceğimi sordu. 

Jerry'nin teklifini olumlu değerlendirdim. Ancak çalışmakta olduğum projeyi tamamlamadan bırakmadım. Marmaray metro hattının açılışıyla benim de yeni kariyerim başlamış oldu.

 

2. Oyunculuk, modellik ve spor derken çok yönlü bir kişiliğe sahip olduğunu biliyoruz. Peki, Gün Akıncı bu kadar enerjiyi nereden buluyor? 

 

Çok yönlü olmak bir seçim mi yoksa şartların dayattığı bir durum mu emin değilim. Gençlik yıllarımı verdiğim eğitim sistemi; bana vaktimi verimli geçirmemin önemli olduğunu öğretti. Bol bol tembellik yaparak ve verimsizlikle dolu sancılı dönemler sonucunda edindiğim prensiple sosyal ve çalışkan bir birey oldum. 12 yıl sonunda aldığımın çok iyi bir ders olduğunu söyleyebilirim. 

18 yaşımdan beri çeşitli sektörlerde gece ve gündüz çalıştım ama hepsini tumturaklı cümleler kurarak anlatıp fazla sıkıcı olmak istemem. Soruna dönecek olursam Füsun: Her birimiz yeterli enerjiye sahibiz. Sadece doğru kanallara yönlendirme konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Günlük hayatta en basit işi dahi yapacakken yalnızca yapacağım işe odaklanmaya çalışırım. Yaptığınız işi sevgiyle yapıyorsanız evrenin tüm enerjisiyle kaplandığınızı ve desteklendiğinizi hissedersiniz. İnsanlar da size başarılı, farklı ya da garip derler.

 

 

3. Can Akerson ile hayata geçirdiğin ‘Evrim Çok Şirin’ adlı sanat projenizden biraz bahseder misin? Bu proje ile ne anlatmak istiyorsunuz?

 

Evrim Çok Şirin; Can'ın tasarladığı, beraber hayata geçirdiğimiz performansın ilk bölümü. Birlikte üreteceğimiz sanat projelerinin genel adı "Neotopia". Bu isim, sanatı toplumla etkileşime sokmak istediğimiz bir yaklaşımla ortaya çıktı. Gerçek anlamıyla çağdaş sanatın; üreten ve tüketen ilişkisinde anbean aktif olabilmesi ideali üzerine bir ütopya hayal ettik. Anlattığımız bu "Neotopia" performans sanatını yaşayan sanat dediğimiz bir hale getirdi. Çünkü performans katılımcıların hayatları boyunca sürecek.

 

Neotopia'nın ilk bölümü olan ‘Evrim Çok Şirin’ performansı, bireyin kimliğinin oluşum evresindeki etkilenmelerini ve ortaya çıkan sahteliği eleştiriyor. Bu sahteliklerin sorumlularını Şirin Baba adı altında toplayarak onunla mücadele ruhunu kolektif hale getirmeyi amaçlıyor. Her katılımcıdan saf benliğini niteleyen bir Şirin adı bulmasını istiyoruz. İsmini bulmasıyla toplum içinde yaratmak zorunda olduğu sahte kimlikten ve despot Şirin Baba'dan kurtulup Şirin kimliğine kavuşuyor. Bu kurtuluşu gerçekleştiren her yeni Şirin, bir performansla ya da portre fotoğrafıyla projemize yaşam veriyor. Instagram'da sergilediğimiz fotoğraflar arasında Behzat Uygur, Hatice Gökçe, Oben Budak, Şebnem Schaffer gibi isimler de yer alıyor ancak asla elitist bir yaklaşımımız yok. Evrim Çok Şirin; sevgiyi, aydınlanmayı ve farkındalığı herkese tattırmayı hedefliyor. 

 

4. Türkiye’nin önde gelen çağdaş sanat fuarlarından biri olan “Contemporary İstanbul”da Aykut Cömert’in ‘Kefen’ adlı projesinde yer aldın. Bu proje ile ilgili bize neler anlatabilirsin? Böyle bir projenin içinde yer almak sana neler hissettirdi? 

 

Aykut'un eleştirileri de hayat duruşumla oldukça paralellik gösteriyor. Kefen'de; kimlik, özgürlük, varoluş ve yeniden doğuş estetik ve simgesel bir anlatımla işlendi. Ben de aktör olarak bu projede yer almaktan çok keyif aldım. 

 

 

5. Sanat alanında bu kadar aktif olmanın ve mesaj içeren projeler içinde yer almanın sebebi ne? Gün Akıncı olarak sen, bu dünyaya neler anlatmak istiyorsun?

 

Sanatsal projeler içindeyim, çünkü; rahatsızlık duyuyorum. Yerküre üzerinde kendini hakim tür zanneden Homosapiens'in Dünya'yı getirmiş olduğu hastalıklı duruma acilen el atmamız gerekiyor. Yaşama imkan verecek şartların oluşmasıyla; prokaryot bakterilerin ortaya çıkışı 3,7 milyar yıl öncesine, eklembacaklı gibi daha tanıdık formların belirmesi ise 570 milyon yıl öncesine dayanır. Modern insan ise yalnızca 200 bin yıldır var. İnsandan önceki fosil kayıtlarından anlaşılıyor ki doğal fenomenler nedeniyle defalarca yokoluşlar yaşandı ve bazıları çok etkiliydi. Modern insan toplumu, gezegen tarihinin 6. kitlesel yokoluşuna 5. yokoluşla fosilleşen canlılardan kalanları yakıp atmosfere salarak zemin hazırlıyor. Jeomühendislikle gezegenin yaralarını sarmak mümkün ve gerekli iken, içten yanmalı motorları satarak para kazanmaya devam ediliyor. Tüm dünya nüfusunun %99'unu yöneten %1'e karşı fiziksel olmayan gücümüzü göstermemiz gerektiğini savunuyorum. Fazla vaktimizin kalmadığına da eminim. 

 

 

Adaletsizliklerin, içinde sevgi barındırmayan davranışların ve diğer her olumsuz şeyin temel nedenini bulmanın, bu nedenleri ortadan kaldırmak için yapılması gerekenlerin tartışıldığı konseyler kurulmasının hayalini kuruyorum. Ulaşılan teknolojinin ayrım yapılmaksızın tüm insanlara sunulduğu, sağ lob ile sol lobun denge içinde varolduğu üretken bir dünya hayali için sanatı kullanmaktan başka yolumuzun olduğunu düşünmüyorum.

 

 

6. Modelliğin yanı sıra oyunculuk deneyimlerinle de öne çıkıyorsun. Gelecek günlerde oyunculuk kariyerini ileriye taşımayı düşünüyor musun? Nasıl bir proje seni heyecanlandırır?

 

Şimdiye kadar deneyimlediğim işlerin arasında şüphesiz en keyiflisi oyunculuk. Artık kendimi jeolog ve oyuncu olarak tanımlıyorum. İyi bir oyuncu olmak da hayatımın ideali. Sinema oyunculuğu beni gerçekten çok heyecanlandırıyor. 

Türkiye'de dizi oyunculuğu zor bir zanaat. Pek çok oyuncu inanmadığı, belki de kendini seyretmekten rahatsız olduğu projelerde rol alıyor. Zorunda kalmalarını anlayabiliyorum. Medya sektöründeki kişilerin: "İzleyici kitlesinin arzu ettiği içerikler ve biçimler işleniyor."  savunmasının haklılık payı var. İronik olarak; televizyon toplumun algı ve farkındalık düzeyini arttırmak üzere yayın yapsa, 10 yılda çağ atlarız.. Ama medyanın toplum mühendisliğindeki majör rolü, "kafa açıcı" nitelikteki işlerin yitip gitmesine zemin hazırlıyor. Bu anlamdaki bağnazlığa karşı durmak için endüstrinin dışına çıkmak ve kolektif hale gelmek gerekli.

 

7. Kadınların ilgisini çeken bir görünüşe sahipsin ve kadınların sana olan ilgisi de ortada. Peki, seni nasıl bir kadın etkiler?

 

Zeki kadından etkilenirim. Birinin ilgi çekici olması için söyleceklerini duymaya can atıyor olmam lazım. Hormon sentezini dizginleyerek duygusal iniş çıkışlarını kontrol eden kadınlara çok saygı duyuyorum, yaptıklarının kolay bir şey olmadığı dizginin arada gevşemesinden anlaşılıyor. Genelleme yapacak olursam; rasyonel düşünen, doğayı seven ince bilekli kadınlarla birbirimizi iyi anladığımızı düşünüyorum. 

 

8. Peki, her şeyin dışında günlük hayatında Gün Akıncı kimdir, ne yer, ne içer, nerelere gider? 

 

Maaşlı çalışmayı bırakıp modellik ve oyunculuk kariyerime başlayınca kocaman bir maceranın içine girdim. Artık geçmiş yıllarda kişiliğinde biriken arketipleri işine yarar ölçüde kullanarak doğru seçimler yapmaya çalışan bir Gün var. Bilişsel, spiritüel ve maddesel evrimi sürüyor.  

Sosyal biriyim ama yalnızlıktan da keyif alırım. Sette olmadığım zamanın neredeyse tamamını köpeğimle kalabalıktan uzakta geçiririm. Pati küçük kardeşimden çok sevgilim gibi, tüm arkadaşlarımla tanışık. Sanırım aslında onun arkadaşı olan tanıdıklarım bile var.

Şehirde yaşarken başarmak kolay olmasa da endüstriyel ürünleri ve işlenmiş gıdaları tüketmiyorum. Genelde kendi hazırladığım yemeği tercih ederim. Bu hayatta zıpkınla avladığım balığı sevdiklerimle paylaşarak yemenin verdiği hazzı başka bir şeyde bulamam. 

 

9. Son olarak bu ay bizimle birlikte olduğun için teşekkür ederiz. 2016’yı bitirmeye sayılı günler kala, yeni yılın sana neler getirmesini istersin?

 

Yılbaşlarında dilek dileyen bir insan değilimdir ama bu yıl kendimi umutla manipüle ediyorum. Yeni yılın öncelikle sağlık getirmesini isterim. Ayrıca bir sinema filminde rol alma şansı getirmesi de hoş olurdu. 

Asıl ben teşekkür ederim. Seninle sohbet etmek çok keyifliydi Füsun. Kariyerinde hedeflediğin noktalara ulaşacağın besbelli, zaten işini iyi yaptığın ilk bakışta anlaşılıyor.

Please reload

Recent Posts

July 4, 2018

April 9, 2018

Please reload

©2017 by Gün Akıncı